Hayat, insanın insana acımadığı cümlelerle yeniden kuruluyor hem de her gün. Sen, eski ilkbaharlardan kalma bir hinlikle yaklaşıyorsun kazaklara Sevmenin bütün kalıplarını taşıdığını bildiğim heyben, ince tırnaklardan bir çerçi alnı sunuyor emeklerime ter diye. Kımıldayan her bir suya, gözünü düşürdüğün bir benim değil, herkesin dilinde. Artık herkes biliyor bir şiir ağırlığındaki bileklerin hangi destana itecek beni. Kaybettiğim yassı gövdeleri nerede hangi dağın hiç çıkılmamış tepelerinde bulacağımı herkes biliyor. Herkes, herkes, herkes. Şimdi çıkıp, yok o öyle değil. Hayır hayır şu tarafa. Bunu değil ötekini. Binbir telaşa kapılıp, anlatsam seni. Ortaya yalnız sessizliğim çıkar. Sen yine bulursun bir kulp takmanın yolunu. Kursağımda hevesimin işi ne? Kalacaksa sende kalsın. Yalan yanlış kelimelere bel bağlama. Yok o öyle değil. Hayır hayır şu tarafa. Ben ne kadar ıslandıysam sen de o kadar yağmalıydın. Bilindik tüm kiremitler gibi öyle olmadı. Düştüğün yer başım olmadı. Kıvrıla kıv...