Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Si Je Vis.

Si Je Vis. Yaşıyor olursam, ölmezsem... Ölüm paranoyası olduğu söylenen Tolstoy'un yazılarının sonuna koyduğu üç harfin; ‘’s,j,v’’ Fransızca anlamı... Çevremizde olup bitenler çoğu zaman garibimize gidiyor. Anlam veremediğimiz şeyleri duyar duymaz kendimizi gurbette hissediyoruz. Garibanı oluyoruz anlatılanların, o konuda yoksun olduğumuzu, o konudan uzakta olduğumuzu anlıyoruz bir tek. Ne garip! Garip; yabancı olan, yani gurbeti gittiği yere götüren... Gurbet; yabancı yer, yani kendine geleni, yabancı kılan... Kendine garip olanın, dünyaya arif oluşu. Dünyaya arif olanın kendine gafil oluşudur gurbet. Kimseyle işi gücü olmayan, cebinde iaşesini temin edecek üç lirası olmayanlara da gariban diyoruz. İnsanlara ve paraya uzak olana...  İnsan, kendinin bile uzağında yaşıyor artık. Garip olması için başka bir yere gitmeye ihtiyacı yok. Ne diyordu büyük Türk Şair'i İsmet Özel; ''Uzak nedir? Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir...

eY.

Ey yarınların körpe dudaklı iklimleri, Ey yeni kulplu gözler, Ey çocukluğumun cehennemde yanan günleri, Ve ey! Çocuk. Torbalarca öfkem benim. Beni en terli elleriyle sarıp sarmalıyor hayat. Gecenin içine, bir de bitmemişliğin unutkan ve kurak en kılcal öykülerini yamıyor. Müsveddeler, müsveddeler, müsveddeler, Küçük bir cebe sığdırdığım budalalığım benim. Yazıp ettiklerim. Ve ey! Çocuk. Küflü gürültüm benim. Direnmekte olan sancım. Bu son olsun dediğim tüm kırmızılıklar, En paslı kan olup akıyor çiçeklere. soma, soma, soma, toprakta çürüyen temaslarım benim. Yitmeyen gülüşlerim. Ey balyoz sesleri, Ey kaçamak iç çekişlerim, Ey kuru laf kalabalıklarım, Ve Ey! Çocuk. En doğmak istemeyen ömrüm benim.

KAN.

Kandan örülü sıcacık çimenlerdi göğsümün eğerleri. Güne, çıplak düşlerimi bir muştu arzusuyla satardım. Bir yapaylığa kul olan saçlarım ilk mevsimde inerdi. Güne, yatakta kıvranan bir cüsse bulup atardım. Yeter ki terk etmesin ölüleri, şehirlileri, fahişeleri, Yeter ki küsmesin fabrikaların hinlikle öten zilleri, Yeter ki bir terliğe zor sığan ayaklar, alçalmamış avuç sesleri, Akşamın göbeğinde saklamaya en mahrem yerleri, Bir sisin gövdesinde, yudum yudum beklerdi yakarışlarım. Yeterdi. Yeni terleyen bıyıklarıma, harıl harıl hayat ektim. Düğünlere küs gitti. Kitaplara ters. Yüzümü en kasvetli yerinden ikiye kestim. Bir yanım küs öldü; mağarasız ilahlara. Bir yanım yüz oldu, insanlara. Taşıdım gövdemin üstünde yüssüz bir baş. Aynalara küs öldüm. Yaranamadım. Kulağımda bir hainlik düğümleniyor. Boğçalı fısıltılarla, Kırışık bir yüze resmetmem dileniyor seni. Koynuma sığdırdığım avuçlara karıştırmam isteniyor, Bütün olup bitenleri. Ayaklarıma ihanet edemem anla. Yola küsse de insan, aya...