Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nefes

 Şu sıralar içimde hep bir geçmişin acılarından alacaklı olma hâli... Affetme hususunda çok pintiyim. Birisi vakti zamanında bana büyük bir hata yapmışsa olmuyor, affedemiyorum. Kıskanılacak ne çok hayat var. Zweig'ın Amok Koşucusu 'ndaki doktor gibi hissediyorum kendimi. Öyle kötü niyetli öyle de birilerine yardım etme duygusuyla dolu kalbim... Asaf Hâlet'e dair bir makale yazıyorum henüz altı sayfa bile olmadı. Üretmek için okulların kapanmasını bekliyorum. Ev gibisi yok. Meskun bir mahalde olmadan abur cubur kabilinden şeyler yazmaktan öte bir şey yapamıyorum. Öyle şeyler düşünüyor ki insan ağızdan çıksa imandan olunur. Sabır... En acı ilaç.  Becerebilirsem Mansûr yazılarını bir kitap olarak çıkaracağım. Kitap işleri de sırf tanıdık işi...  Okumalıyım.

Nefes

 Burhan Sönmez- İstanbul İstanbul/ Onur Ünlü- Hesabım Var son zamanlarda elime geçen en lezzetli kitaplar. Lise yıllarımda hayatımdaki en büyük katkıda bulunan isimlerden biri Nergis hocaydı. İzini öyle kaybettim ki. Değer gören bir öğrenci olmak, hayatta en az başıma gelen şeydi ve bu hisse kapılmama o sebep olmuştu. Umarım bir yerlerde iyidir. Aklıma şu sıralar hep o geliyor. Asaf Hâlet'le ilgili bir makale yazıyorum. Kıvrana kıvrana... Dün dergimizin toplantısını yaptık. (Kelimeler Hareketi Dergisi). Ömür ve Kül'ü basmışlar. Hem de bir adet. Sergi için. Sonrasında lutfedip birkaç tane daha basacak ve yeğenimle bana göndereceklermiş. Tuhaf, elimi neye atsam yeşerir gibi hissederdim eskiden. Şimdi vahaya atsam çöle dönüyor. Hangi gölgeye otursam güneş oraya dönüyor.  Ellerine kıymık batsa, zelzele olmuş, tufan kopmuş, dünya yıkılmış gibi saatlerce ballandıra ballandıra anlatıyor insanlar. Benim dünyam yıkılmış diye anlatmaya kalkıyorum (ne budalalık bir başkasına dert açmak) ...

Nefes

 İstanbul. Pazar gecesi Samsun'a dönüş. Bir ay kadar sonra dönem bitiyor sanırım. Ev gibisi yok. Bir insan hayatının en önemli unsuru düzendir. Düzenin yoksa hiçbir şeye sahip olamıyorsun. Geçenlerde nasıl bu kadar üretken olduğunu sorduğum profesör öyle dedi, bir odam olunca ben de üretebilecekmişim minvalinde bir cümle. Akademik üretimlerde bulunmak istemiyorum. Kuru kupkuru bir dil. Ancak ilgi duyanının okuyabileceği (o da alıntı yapmak içindir) şeyleri üretmek mantıksız demiyorum hayır. Sadece o dili benimseyerek, o sahaya yönelerek, edebî bir dil bulup ardına düşmek gökyüzünü ciğerlerime doldurmak varken, bir kavanozun içinde sıkışıp kalmak istemiyorum hepsi bu. Eve gelmek nasıl rahatlattı beni anlatamam. Annemi de özlemişim. Paul Auster'ın New York Üçlemesi'nin birinci kitabını okuyorum Cam Kent.  Dili oldukça güzel. Leyla Erbil'in Ateş ve Bahçe 'sini de okuyorum bir yandan. Dili hiç içime sinmedi. Şiir damarı şu sıralar kuru. Felsefeye devam. Felsefe üç insan...