Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Balıklar ve Aşk

balıkların sudan çıktıklarında boğulmaları gibiydi seni sevmek görünmese de nefessiz kalırdım yokluğunda ve insan suda boğulmazmış yalnızca anlamıştım geç olsa da gözlerine baktığımda

Gündüz Kaybolan Bütün Hüzünlerin Gecenin En Münasebetsiz Vaktinde Çıkagelişine Mersiye

söylemesi kolay. nasıl öpeyim isa hainimi dudağından? hıçkırmaya alışmış bir gırtlağa, savaş çığlıklarını nasıl attırabilir insan? söylemesi kolay. duygularımı çarmıha ısmarladım. tek panayırlık küfür, tek satışlı iman, göğsümü hiçbir olukta aklansın diye bırakıp da kaçmadım, kaçmam. hince eleyip sirk dokudular, on emre kulak tıkadı, her bir metni tersten okudular. bardaklarda yıkanıp, kirliliğe doydular. neyse. duvarım sağlam gözyaşımla değil eğri sırtımla barışık. kipa takan kimse gider kuyruğuna yapışık, tıpış tepiş, keşişlerin aşk acısıyla dalga geçer. parmakları yamuk şair, en işkencelisinden söz ısmarla duygularımıza, halkça aramızda bizi konuşur kılacak cümleleri bul çıkar. söğülecek kelimeleri ver bize. küsecek, barışacak, çiçekleri avuçlatacak sözler getir. tablolarda yüz astırmak kolay. çatık kaş çattırmakta. lafı karnında gebeleyip durma da anlat. boşa mı gitti bütün göz ağrılarım? söylemesi kolay, söğmesi zaten. gündüz hangi deliğe girdiğin belli değil. çökük avurtlarınla ö...

saçımı istesem sola da tararım.

sanma ki eylemin en cilveli yerinde omuzuma dokunan ele yabancı gözlerim. hep gördüğüm sivilceli yüzler yine. hep aynı noktası virgülüne karışanlar. hep aynı ben kurtardım paçayıcılar. hep hep hep. happy. şiirde hep ciddiyeti arayanların yeri nü tablolarda yerini alalı asırlar oldu mu? ciddiyeti bu denli kıskançlıkla sahiplenenlerin hayâsızlıkları sanatın en uğraksız yeridir. işte yargı!

Ortası olmayan nutuk. Hiç bitmeyecek şiir.

Ay dedeyi göğe atmışlar, Islanmış bütün kraterleri. Ayda su yok diyenler lıkır lıkır sofralarda, ....... Allah'ım bu biraz hırçınca oldu bağışla. İçinde ahlak yasası vardı da, göğü yumruğunla mı morarttın? Aydınlanma nedir bildin. Artık sen de badem gözlüsün. Bak, dünya da.  Ah Kant, bilmem sonumuz ne olacak? Su ılıştırın kervanın en önündeki deve belli ki doğuracak. Fatih'ten, Taksim'e yürümek mi? Haritalar devşirsin ayaklarını. Bütün mallarım diyor kuma batacak. Kervancı egzersiz yapmadan öleceğinden hiç korkar mı? Olacak iş değil, sen tut bir çekirdeğin içine bütün gövdeni sığdır. Çitlesinler seni. Kardeşlerim bunların hepsi birer... Bunların hepsi bir... Nutuğun başını unuttum, kaçtı ordum. Hadi kalk bu gece teheccüd kılalım, sonra bir film aç. Yurttaş Kane olmasın. İnsanın en içine sinsin ettiği küfür. Kıskanacaksa elalem, el emeğim, elimi sallasam ellisi. Elalem, her yeni düğünde lanet birer Brutus. Nutuğun sonunu hatırladım. Kardeşlerim bunların hepsi düşman. Yalnız ...

Nefes

Şu sıralar sadece sinema ve şiir. Ruhumu inceldiği yerden kopartabilecek miyim bakalım? Tezi yazmaya birkaç aya başlamalıyım. Evliliği fazla mı geciktiriyorum? İsmet Özel, insan için geç kalmış bir varlık derken ne kadar haklı. Uyku düzenim berbat. İyi bir evlat değilim. .. 10.05.2021. 02:09

ıslak mıdır ayakların? ayakkabılarını çıkart da sobanın yanında ısıt.

Maria Magdalena Çorapla gezilen bu çağda Herkes bilir ilk taşı atacak olanı. Ayakları kirlenmeyecek kadar temizdir herkesin yüzü, Melek durmayan sokaklarda. Ama dur bir dakika. Hangimiz bilebilir gece on ikiden sonra yastığın soğuk yüzünün kulağımıza okuduğu türkünün antropologlardan yâdigâr bir cilt kitapta saklı huzura kavuşmayı yitirmiş kurukafalardan ırklar talim ettiğini? Aşk; bir ölümün en beklenmedik evidir. Bir türkünün en ırksal yeri. Maria Magdalena bilirsin kitaplar bazen yalan söyler insana. Onca tanışının içinde en az annesini tanıyan adamlar yürüyor sokaklarda. Bundan daha kirli ayaklar dolaşmış mıdır dünyada? Tanı, tanış, tanık, taş, tak takıştır, Kimse silmesin ayaklarımı. ya da silsin ne olur, ben korkarım kayıp düşmekten, ayaklarım kurusun! Tanrım kalbim çok aç. Hiç duymuyor sevmekten.

ÖLÜMÜ TATMADIK DA

 ''Onların çocuklar gibi çaresiz kalmalarına izin ver. Çünkü zayıflık harika bir şeydir ve güç hiçbir şey değildir. Bir insan yeni doğduğunda, zayıf ve esnektir. Öldüğü zamansa kaskatı ve duygusuzdur. Bir ağaç büyürken, körpe ve yumuşaktır. Ama kuru ve sert hale geldiğinde ölüp gider. Sertlik ve güç, ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıflık, varoluşun tazeliğinin ifadeleridir. Kendini sertleştiren hiçbir şey kazanmayı başaramaz.'' Yukarıdaki cümleler Andrey Tarkovski'nin 1979 yapımı eşsiz filmi Stalker'da, İzsürücü karakterine söylettiği sözlerden... Yola çıktığı profesör ve yazar için ettiği duanın bir bölümü... Acizlik… Bebekliğe geri dönüş… ‘’İnsanın’’ diyor Rousseau ‘’ilk hali yoksunluk ve zayıflık olduğu için çıkardığı ilk sesler sızlanma ve ağlama sesleridir.’’ [1] Bence hayat, insanın insana acımadığı cümlelerle yeniden kuruluyor hem de her gün. Bizi, yabancı bir el itmiyor, duyduklarımız; dilimizi bilmeyen barbarların, kulak tırmalayan bağırışları değ...

özet

Biraz daha doğsam ölecekmişim gibi Biraz daha hissetsem ölecekmişim gibi Biraz daha yaşasam ölecekmişim gibi Biraz daha.

El salla.

Gözyaşlarımı ört bulut damla damla yağmur yağsın, Ve sen, bir merhabaya sığdıramazken, Şimdi en büyük elvedamsın.

Şıllık

Yürüdükçe içlenen bir kar olur, ellerin ellerinde, Yaprakla suvanmaz çalınan şarkıların yükü. Tut düşürme gözlerinden. Salınsın kuştüyü yastıklarda uyuyup gebe kalanlar, Yalanla siyah bir kan olur, ellerin ellerinde. Sen nöbet yerinde, pinekleyip uyursun.

Oley!in Şımarıklığı

 Dünyaya yabancıladınsa bir kez gözünü, Seni hiçbir efsun, hiçbir tütsü aklayıp paklamaz. Yanağın, hiçbir elde bulmaz ilk sütün bıraktığı izi. Bir şişe aşktan daha fazlası aranmaz, Dünyaya bir kez açtınsa gözünü.

ÇIT

Bir çift dudak kırıldı dün gece, Bir zorba emekli oldu günahlarından, Ve bir çift silah sesi, Aktı dudağından hayat diye.