Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kaçış Mektupları 9

 Felç yalnız insanın elinin ayağının tutmayışı, yatağa mahkum hâle gelişi değil. Her insanın meflüç olduğu türlü duygu, düşünce, hareket durumları da söz konusu. Kimi duygularını dile getirme noktasında meflüç bir hâldeyken, kimi elinde şu kadar milyonluk bir parayla müteşebbis olma hususunda hareket kabiliyetini yitirmiş vaziyette ömürden gün tüketiyor. Kendime yazdığım bu mektupların bunca kişi tarafından okunmasının temel saiklerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Bir ben değilim dibi görünmeyen karanlığın debelenip duranı. Bir bizleriz...

Kaçış Mektupları 8

Bazı şeylerin yalınlığına ihtiyacım var. Derin çözümlemelere, ulvî istişarelere, çeşitli yönlerden açımlamaya, yorumlamaya değil. Sadece biraz kulak kesilerek hâlledebileceğim kadar yalın, sade, net, belirgin, iyi tanımlanmış bir hâlde insan üstü enerji harcamadan, kafa yormadan, ilk dinleyişimde hemen anlayabileceğim cümlelere. Bu yüzden nefret ettiğim sayılardan kurulu formüller dünyasına imrenmek durumundayım artık. 1+1=2'nin dünyasına. Çünkü bu zamana kadar 1+1'in 2 etmediği yerlerin inancıyla tükettim kendimi. Nostalghia'da Tarkovsky'nin; "Bir damla bir damla daha iki damla etmez daha büyük bir damla eder." sözüne rağbet etmemem gerektiğini ARTIK biliyorum. *** Zihnimde yüzlerce yazarla yürümenin, biraz kalem tutabilmenin, yalan söyleyememenin, iki yüzlülük yapamamanın dışında kendime dair çok da bir şey biriktirdim diyemem. Bunların hiçbirini biriktirmeyen insanların neyi nasıl harcadıklarına ilişkin aklımda ve kalbimde bitip tükenmek bilmeyen bir merakı...

Kaçış Mektupları 7

Mektupların başlığına takıldı gözüm. Neden kaçıyorum? Kaçacağım yerde kaçmış olduğum yerden daha munis karşılayacak bir dünya vaadi mi ağuşunu açarak karşılayacak beni? Hayır bunun böyle olmayacağını ben de biliyorum. Ama insanın olduğu yer olmak istediği yer değilse şâyet, kendisini nasıl ait hisseder herhangi bir yere? Zor bela kalacak bir konak yeri bulan yolcunun hâne sahibine ayıp etmemek için kıvrandığı bütün duyguların toplamıdır ruh hâlim. İnsana ızdırap veren de budur ötesi değil... Başkalarının hikâyelerine cümleler taşımaktan kendi hikâyemde birçok sayfa boş. İşin kötüsü hangi sayfaya neler eklemem gerektiğini şimdi hatırlamıyorum. Her yazmaya kalktığımda birbirinden kopuk onca cümle yığılıyor. Ben de siliyorum.

KAÇIŞ MEKTUPLARI 6

 Bir ben taşırsam kalkar bunca yük sandım. Sırtlandığım şey in ne olduğu, kimin için taşıdığım, pahasının ederi, ne kadar götüreceğim, kime teslim edeceğim aklımın ucundan geçecek olsa El Vesvasi'l Hannas'tandır deyip bir eûzü besmeleyle geçiştirdim hemen. Yolda gördüğüm herkesi Hızır sandım. Öyle olsun istedim, bir tanışıklık kurduysam bunun mutlaka hikmetli bir sebebi olmalıydı, hikmete beni râm edecek kişiyle bir arada olduğum tesellisi kuracağım bütün cümlelerimin cesaretini verdi bana. Konuşmalarımız esnasında en sıradan cümleye bile hikmet yüklü kuşlar gibi hassas davrandım da kulağıma konsun istedim. Öyle olmadı. Duyduğum hiçbir cümle Hızır'ın ağzından çıkmış olamazdı. Bir bundan emindim. Musa'ya hakikati öğreten Hızır beni niye yanıltsındı? Konuşulan her sözü bir ben dinlersem duyulur olur sandım. Benim için konuşmadıklarını, sadece kendilerini daha fazla VAR kılabilmek adına susmaksızın konuştuklarını aklıma bile getirmedim. Gökten bir el uzansın da şöyle bir s...

Kaçış Mektupları 5

Kendime dair bir şeyler yazmayalı epey olmuş. Yine zor günler yaşıyorum. Sanki kolayına göz açıp kapattığım günlerim çokmuş gibi. Bütün insanlığı kurtarmak gibi bir işin içine daha girmiş bulunmaktayım. Düştüğüm kuyunun dibinde neler olup bittiğini söylemeden kuyunun başında yukarıda bekleyenlerin sallandırdıkları kovaya, suyun içinde nelerin olup bittiğini belli etmeden, elimdeki süzgeçle ayıklıyor, temiz bir kova gönderiyorum. Suya kavuşanların mutluluğuna dair cümleler aşağıdaki Batuhan'ın kulağına gelmiyor değil. AMA BU MUTLULUKLARIN HİÇBİRİNİN BENİM MUTLULUĞUM OLMADIĞI DA BÜTÜN AÇIKLIĞIYLA BANA TEBEYYÜN EDİLMİŞ BİR HAKİKAT OLARAK ÖNÜMDE DURUYOR. İnsanın içinde bulunduğu koşulları değiştirmesinin her zaman bir yolu olduğuna dair inancım hâlâ kavi. Gel gör ki bazen takati bitmiş oluyor insanın. Harf yazacak iki parmağı yan yana gelmiyor.