İstanbul. Pazar gecesi Samsun'a dönüş. Bir ay kadar sonra dönem bitiyor sanırım. Ev gibisi yok. Bir insan hayatının en önemli unsuru düzendir. Düzenin yoksa hiçbir şeye sahip olamıyorsun. Geçenlerde nasıl bu kadar üretken olduğunu sorduğum profesör öyle dedi, bir odam olunca ben de üretebilecekmişim minvalinde bir cümle. Akademik üretimlerde bulunmak istemiyorum. Kuru kupkuru bir dil. Ancak ilgi duyanının okuyabileceği (o da alıntı yapmak içindir) şeyleri üretmek mantıksız demiyorum hayır. Sadece o dili benimseyerek, o sahaya yönelerek, edebî bir dil bulup ardına düşmek gökyüzünü ciğerlerime doldurmak varken, bir kavanozun içinde sıkışıp kalmak istemiyorum hepsi bu.
Eve gelmek nasıl rahatlattı beni anlatamam. Annemi de özlemişim.
Paul Auster'ın New York Üçlemesi'nin birinci kitabını okuyorum Cam Kent. Dili oldukça güzel.
Leyla Erbil'in Ateş ve Bahçe'sini de okuyorum bir yandan. Dili hiç içime sinmedi.
Şiir damarı şu sıralar kuru.
Felsefeye devam.
Felsefe üç insanı samimi bir şekilde bir araya getiremez. Bu ne önyargı! Hayır canım berrak bir hakikat.
Yorumlar
Yorum Gönder