Kandan örülü sıcacık çimenlerdi göğsümün eğerleri.
Güne, çıplak düşlerimi bir muştu arzusuyla satardım.
Bir yapaylığa kul olan saçlarım ilk mevsimde inerdi.
Güne, yatakta kıvranan bir cüsse bulup atardım.
Yeter ki terk etmesin ölüleri, şehirlileri, fahişeleri,
Yeter ki küsmesin fabrikaların hinlikle öten zilleri,
Yeter ki bir terliğe zor sığan ayaklar, alçalmamış avuç sesleri,
Akşamın göbeğinde saklamaya en mahrem yerleri,
Bir sisin gövdesinde, yudum yudum beklerdi yakarışlarım.
Yeterdi.
Yeni terleyen bıyıklarıma, harıl harıl hayat ektim.
Düğünlere küs gitti. Kitaplara ters.
Yüzümü en kasvetli yerinden ikiye kestim.
Bir yanım küs öldü; mağarasız ilahlara.
Bir yanım yüz oldu, insanlara.
Taşıdım gövdemin üstünde yüssüz bir baş.
Aynalara küs öldüm.
Yaranamadım.
Kulağımda bir hainlik düğümleniyor.
Boğçalı fısıltılarla,
Kırışık bir yüze resmetmem dileniyor seni.
Koynuma sığdırdığım avuçlara karıştırmam isteniyor,
Bütün olup bitenleri.
Ayaklarıma ihanet edemem anla.
Yola küsse de insan, ayaklarına küsemez.
Ellerim işlenir hasta çocukların avuç içlerinde,
Ellerim bir şehrin gürültüsüdür anla.
Kandan örülü sıcacık çimenlerdi göğsümün eğerleri.
Göğe küs ölemem anla.
Yorumlar
Yorum Gönder