SİLGİ VE İZ
Silgi, tarih boyunca birçok formda karşımıza çıkmıştır. Uzun yıllar
ekmeğin beyaz (iç) kısmı kullanılırken bugün kauçuğun kullanılması silginin
zaman zaman birbirinden tamamen bağımsız ham maddelerle yapıldığını gösterir.
Formu ve bu formu elde etmek
için kullanılan madde her ne kadar tarihi süreç içerisinde farklılaşsa da amacı
daima bir işlevi yerine getirmektir. Bu amaç, açığa çıkmış ve bir kere görünür
hâle gelmiş, düzenlenmiş olanı silgi vasıtasıyla; tekrar kapatmak, görünmez
kılmak ve bozmaktır. Silgi kelimesinin eş anlamlısının Türkçe’de bozan[1]
olması da bu bakımdan câlib-i dikkattir. Bir şeyi silerken aslında yaptığımız
şey onun düzenini bozmaktır. Bozulan düzenden geriye kalana ise iz(ler)
diyoruz. Bu yüzden iz ve silme işlemini birbirinden bağımsız
olarak düşünmemiz son derece güçtür:
İz kavramını, hem yazı olarak hem de yazının silindiği zaman kalan
izi olarak da düşünürsek, onu yakalamanın ne kadar zor veya olanaksız olduğunu
görürüz. Zira her yazı öncelikle bir iz’dir, ancak kökeni olmayan bir iz’dir.
Silindiğinde ise kalan bir iz olarak varlığını sürdürecektir. Silme (efface)
kavramı da bir yönüyle iz (trace) in eki durumundadır.[2]
Silinen nesnenin üzerinde kalan izler, bir şeyin ne kadar
silinirse silinsin tamamen yok olmadığının bir işareti olma özelliğini de
taşır. Kalan izler hâlâ bir zamanlar açığa çıkmış olanın varlığını
farklı bir biçimde de olsa göstermeye devam etmektedir.
Yunanca’da “yeniden”
anlamına gelen palin ve “kazınmış” anlamına gelen prestos kelimelerinin
bir araya gelmesiyle oluşan palimpsest kelimesinin işaret ettiği kavramı
anlamak burada oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Günümüzdeki kadar kolay
elde edilemeyen papirüsten yapılma parşömen yapraklarının mürekkeplerinin suyla
silinmesi veya kazınması üzerine yeni bir yazı yazılmasıyla meydana gelen
kitaplara palimpsest denilmektedir.[3]
Palimpsestlerde eski yazı silinip üzerine yeni yazılsa bile yeni
yazının altından eski yazının izleri görülebilmektedir. Hatta ikincil yazı
kazınarak eski metne geri dönmek mümkündür. Palimpsest teknik bir terim
olmasına rağmen yüklendiği anlam bakımından eski ve yeninin iç içe geçmesi, izlerin
tümüyle aradan çekilmemesi olarak tanımlanmaktadır. Aradan çekilmeyen izler,
kendi varlığını üstüne eklenen bütün yazılara rağmen devam ettirmeye devam
edecektir. Bu da akıllara bir şeyin silinmesinin tamamen mümkün olup
olmadığına ilişkin bir sorgulamayı peşi sıra getirmektedir. Bir kere yazılan,
açığa çıkan, var olan bir şeyi silmekle onu tamamen ortadan kaldırmamız mümkün
değildir. Bir kere varlığa büründükten sonra ne kadar silme işlemine tabi
tutarsak tutalım yapacağımız şey en fazla yazının görünürlüğünü azaltmak
(silikleştirmek) olabilir. Bu da onun başka bir formda yine varlığını devam
ettirdiği anlamına gelir. Bu silik hâlde varlığına devam eden yazı hâlâ varlığını
koruyacak olduğundan bir zamanlar işaret etmiş olduğu şeylere ilişkin
söylemlerini devam ettirecektir.
O hâlde silgi, genel manada akıllara ilk anda geldiği gibi yüzeysel
bir biçimde yazılanı ortadan kaldırma aracı değil, bir kere açığa çıkan şeyin
yalnızca daha geç görülmesine yönelik bir geciktirme aracı olarak karşımıza
çıkmaktadır. Tabiidir ki geç çözümlenen bir yazının işlevselliği ilk görünür
kılındığı andaki kadar olmasa da devam etmektedir. Geride kalan izlerin kendisi
yazıyı ve işaret edileni temsilen yerli yerinde durmaktadır.
KAYNAKÇA
Wikipedia,“Silgi”,2022,https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Silgi#:~:text=1770%20y%C4%B1l%C4%B1nda%2C%C4%B0ngiliz%20m%C3%BChendis%20Edward,fark%20etmi%C5%9F%20ve%20%C3%BCr%C3%BCn%C3%BC%20olu%C5%9Fturmu%C5%9Ftu.
(27.11.2022).
Cevriye Demir Güneş, “Jacques Derrida’da Yapıbozum ve İz İlişkisi
Üzerine”, Felsefe Dünyası, S. 40, Aralık 2004, s. 136-147.
Banu Apaydın, “Palimpsest Kavramı ve Mekansal Dönüşüm”, TOJDAC,
C. 9, S. 2, Nisan 2019, s. 90-103.
[1] Wikipedia,
“Silgi”, 2022,
https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Silgi#:~:text=1770%20y%C4%B1l%C4%B1nda%2C%C4%B0ngiliz%20m%C3%BChendis%20Edward,fark%20etmi%C5%9F%20ve%20%C3%BCr%C3%BCn%C3%BC%20olu%C5%9Fturmu%C5%9Ftu.
(27.11.2022).
[2] Cevriye Demir
Güneş, “Jacques Derrida’da Yapıbozum ve İz İlişkisi Üzerine”, Felsefe
Dünyası, S. 40, Aralık 2004, s. 143.
[3] Banu Apaydın,
“Palimpsest Kavramı ve Mekansal Dönüşüm”, TOJDAC, C. 9, S. 2, Nisan
2019, s. 91.
Yorumlar
Yorum Gönder