Şubat ayından bu yana "Nefes"e hiçbir şey yazmamışım. Beş ay. Bu beş ay kendi hayatımı unuttum. Öğrencilerimin hayatını yaşadım. Onların gurbeti, onların parasızlığı, onların aşkları, onların özlemleri, onların hayata karşı tuttukları yer... derken yitip gittim. Şimdi fark ediyorum kendimi ıskaladığımı. Hepi topu bir ay sonra hatırlanmayacak bir öğretmen... İşte payıma düşen şöhret.
Doktora yeterliliği rezil olarak geçtim. Aylardır okuduğum kitap sayfası 500 eder mi bilmem.
Salı günü İstanbul'a bilet aldım. Annem çok yalnız kaldı. Mümkünse biraz dinlenmek istiyorum.
Saçlarım nasıl beyazladı. Lisans döneminde de böyle olurdu. İstanbul'a gider siyahlatır öyle dönerdim Samsun'a. İnşallah bu gidişimde de siyahlaşır. Beyazı sevmediğimden değil, hiç yaşamadan yaşlanmış olmak bana dert olur.
Çocukken balkondan düşmek üzere olan halıyı tuttuğumu anlattım anneme bugün telefonda konuşurken. O halı gibi baktım çevreme hep. Hep kurtarılması gereken birileri var çevremde de ben onları düşmekten kurtarıyorum gibi.
Yorumlar
Yorum Gönder