Bir ben taşırsam kalkar bunca yük sandım. Sırtlandığım şeyin ne olduğu, kimin için taşıdığım, pahasının ederi, ne kadar götüreceğim, kime teslim edeceğim aklımın ucundan geçecek olsa El Vesvasi'l Hannas'tandır deyip bir eûzü besmeleyle geçiştirdim hemen.
Yolda gördüğüm herkesi Hızır sandım. Öyle olsun istedim, bir tanışıklık kurduysam bunun mutlaka hikmetli bir sebebi olmalıydı, hikmete beni râm edecek kişiyle bir arada olduğum tesellisi kuracağım bütün cümlelerimin cesaretini verdi bana. Konuşmalarımız esnasında en sıradan cümleye bile hikmet yüklü kuşlar gibi hassas davrandım da kulağıma konsun istedim. Öyle olmadı. Duyduğum hiçbir cümle Hızır'ın ağzından çıkmış olamazdı. Bir bundan emindim. Musa'ya hakikati öğreten Hızır beni niye yanıltsındı?
Konuşulan her sözü bir ben dinlersem duyulur olur sandım. Benim için konuşmadıklarını, sadece kendilerini daha fazla VAR kılabilmek adına susmaksızın konuştuklarını aklıma bile getirmedim.
Gökten bir el uzansın da şöyle bir sıvazlasın kalbimi çok istedim. O el dokunsun diye nice eller teptim, nice eli gökten bilmenin hürmetiyle sükut ettim, nice eller öptüm. Göğe küs ölmemek adına, yağmura bile sırt çevirdim. Olur ya beni incitecek bir damlası sırtıma değer de bahanem olur diye.
Kızacak kimsem olmaz da bir ben bana maruz kalırım diye, neleri görmezden gelmenin, alttan almanın, boyun bükmenin budalalığına büründüm bir bilsen.
İşlemediğim günahların bile tevbesini ettim. Olmadı.
Cürmüm kadar yer yakacağım bir dünyanın insanı olduğumu yeni öğrendim.
Ne çok geç kaldım!
Şimdi dinlediğim bütün masalları unutmalıyım.
Bütün masalcı dedelerle vedalaşmalıyım.
Unutmam gerektiği söylenen şeylerin hepsini tekrar hatırlamalıyım.
Yürüdüğüm bütün yolları kapatmalı, benden sonra gelecek olanları kısa yoldan vazgeçirmeliyim.
Sevmeyi bırakıp sevilmeye teslim olmalıyım. Bunu mutlaka yapmalıyım.
Tanrım kalbim çok aç. Hiç duymuyor sevmekten.
Yorumlar
Yorum Gönder