Bazı şeylerin yalınlığına ihtiyacım var. Derin çözümlemelere, ulvî istişarelere, çeşitli yönlerden açımlamaya, yorumlamaya değil. Sadece biraz kulak kesilerek hâlledebileceğim kadar yalın, sade, net, belirgin, iyi tanımlanmış bir hâlde insan üstü enerji harcamadan, kafa yormadan, ilk dinleyişimde hemen anlayabileceğim cümlelere.
Bu yüzden nefret ettiğim sayılardan kurulu formüller dünyasına imrenmek durumundayım artık.
1+1=2'nin dünyasına.
Çünkü bu zamana kadar 1+1'in 2 etmediği yerlerin inancıyla tükettim kendimi.
Nostalghia'da Tarkovsky'nin; "Bir damla bir damla daha iki damla etmez daha büyük bir damla eder." sözüne rağbet etmemem gerektiğini ARTIK biliyorum.
***
Zihnimde yüzlerce yazarla yürümenin, biraz kalem tutabilmenin, yalan söyleyememenin, iki yüzlülük yapamamanın dışında kendime dair çok da bir şey biriktirdim diyemem. Bunların hiçbirini biriktirmeyen insanların neyi nasıl harcadıklarına ilişkin aklımda ve kalbimde bitip tükenmek bilmeyen bir merakın olduğunu da gizleyemem. Neyse hüküm sabit "Sizi birbirinize üstün kıldığım şeylere içten bir arzuyla heves etmeyin." diyor. İster hükme razı ol, ister hasedinden çatla.
"İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder." de diyor. Nice şerre hayr bilerek dua ediyor, olmayışına sevinmek şöyle dursun kızıp Allah'la harp etmeye kalkıyoruz.
***
Kızmayı, küsmeyi, sevmeyi, beğenmeyi, nefret etmeyi zorlaştırıyoruz birbirimize. Ağız dolusu sevemediğimiz, ağız dolusu sövemediğimiz için de Happy Day maskeleriyle gezinip duruyoruz birbirimizin etrafında. Gezinip durmasak? Çatlarız.
Yorumlar
Yorum Gönder