Varmak istediğin yerle yürüdüğün yolun birbiriyle olan irtibatsızlığını fark ettiğin an yoldan çıkmış olmuyorsun. Eh belki biraz, mış gibisinden... Şeyh Babam, astrolojiye merak saldığı günlerde elinde gezdirdiği Ebû Ma'şer el-Belhî'nin el Medhalü'l-kebîr ilâ 'ilmi ahkâmi'n-nücûm adlı eserinin tozunu aldığı bir gün başını kaldırıp gözlerimin ta içine bakarak şöyle sormuştu: "Kaybolduğum kadar yol buldum hayatta. Tarif edilen yolların hiçbiri benim yolum değildi zira ayaklarım her adımını tanıyarak basmamıştı o yollara. Oysa insan kaybolduğunda bütün adımlarını temkinli ve ürkek atar, budur öğreten. Biraz korku biraz ümit, Hakk Teâlâ'nın "sizi biraz korku ve açlıkla canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle sınayacağız." buyruğundaki hikmeti de buradan oku. Eksile eksile artabilir, kaybola kaybola bulabilirsin. Yürüdüğün yol, benim yolumsa, adımların neyin şahidi, hangi kaybolmuşluğunun, hangi kaybetmişliğinin?"
Nerelerde aramıyorum ki kaybettiklerimi Şeyh Baba! Bir çobanın merhametle okşadığı koyununun titreşen tüyünden tut, bir şairin en sufli duygularını bile boca ettiği mektuplarının arasına serpiştirdiği birkaç insanlık emaresine, anahtarcıda çektirdiğim anahtar kopyasını cebime koyar koymaz anahtarcının beni takip edip etmeme tereddütümden belki bir gün döner diye geçmiş anıları sürekli başa sardığım insanlarla olan yaşanmışlıklarımı tekrar tekrar hatırlayışıma kadar.
Horap şiki lop. Horap şiki lop lop. Kay bol du ğun ka dar sın.
Her gün dosdoğru yoluna hidayet etmesini isteten Hakk, her gün, her namaz arası, her rekat arasında bile kaybolduğumuzu en iyi bilendir.
Yorumlar
Yorum Gönder