Gecenin en karanlık vaktindeyim
Odadaki ışıltılı avizenin aydınlattığı kadar
Gözümün gördüğü dünya
Bir de göremediklerim varmış
Mesela;
Yalanmış şairlerin anlattıkları
Yalanmış aydınların kitapları
Falanca bilim adamının keşfi,
Mars’ta,
Afrika’da suyu bulamayan
Batı’nın su bulduğu yalanmış
Kadınların ve çocukların
Gözlerinden kurak topraklara
Damla damla düşen suları görmedikleri
Yalan...
Farkına vardığım da
Bir Nijerli ile göz gözeydim.
Suriyeli ile sohbet ediyor
Etiyopyalının sakallarını ıslatan
Gözyaşlarına şahit oluyor
Bir Bosnalıyla namaz kılıyordum.
İşin tek doğrusu,
Kanı dökülen mazlumlarken
Kansızlaşan zalimlermiş.
İnsanın bitip tükenmek bilmeyen harcadıkça çoğalan bir yalnızlığının olduğunu çok küçükken fark ettim. Kızarmayan nice surata bakmak durumunda kalıyor insan, yalnız kalmanın korkusuyla. Sağım solum önüm arkam YALNIZLIK. Bu sebeple gözümü yumduğum bütün saklambaç oyunlarında elma dersem çıkacak olanla armut dersem çıkmayacak olanın aynı şey olduğunu bildiğimden yumulu gözlerimi hiç açmak istemezdim. Bütün oyunlar etrafımda kendilerini saklayan insanların hiç gün yüzüne çıkmamalarıyla son bulurdu. Eh ben de zor açardım gözlerimi. Onca yumduktan sonra... Bir yâr eli tuttuğunda bitecek dertlerinin olduğu vehmine sıkı sıkı sarılıyor insan. Oysa bir gün sıkı sıkıya sarıldığın her şeyi bıraktığında kendi ellerinle neler yapabileceğini de anlıyorsun. Bir gün İsmet Özel'le baş başa konuşuyorduk. "Otuzumdayım ve çok zor dayanıyorum. Siz sekseninize geldiniz, bana bir şeyler söyleyin, nasıl dayandınız?" dedim ağlamaklı, yalvarırcasına. "Belki de ben şanslıydım. Şiir vardı....
Yorumlar
Yorum Gönder