Çölü işaret etmiştin bakmaları için/sonra çöl yumdu sana gözünü
her uyandığında seni yeni bir saray beklerdi/ annenin avuçiçlerinde
daha önce hiçbir kitapta tasvirleri yapılmamış bir saray
kıskandırdı sana bütün güzellikleri/ tutup hasedini şeytanın tulumuna sakladın
çoktu ortak yönünüz/ gördü fakat ses etmedi dostuna
biliyordun/ en /çok/ sen biliyordun öyle olduğunu
Bir düelloya çağırıldın/ hem de yaz hasadında
gitmedin.
Bulduğun bütün harfleri yediğini bilirim
bir kelimelik hakikat için
N/e/y/i/n/ v/a/r
n/e/y/i/n y/o/k
utanmaz bir gece aydınlığında serdin
genç bir kızın gözüne
Eteklerini toplardı sana doğru gelenler
ayakları hep tozlanırdı
bir masada tam üç ölüm gördün
önce yağmurun
sonra kuşların
üçüncüyü unuttun/ belki de işine öyle geldi
Haininin öptüğü İsa hiç girmedi yazdığın şiirin mısraına
Ata binince, bir çift aşk sevinci dört nala koşturmadı seni
Yaptığın bütün gergefleri kırdın
Bütün ayrılıkları elinle nakışladın
Mavi denilince aklına hep yok geldi
gök değil, göğe yok demekle başladı senin lanetin.
İnandığın hiçbir şey sana inanmaya yeltenmedi
Savurdun duyduğun güzellikleri
güzellik, ömrün boyu sana el etmedi
kıvırcık saçlı nedimeler boy devşirdikleri cüceleri
senin aynanla kutsadı
ne yaptınsa boş
bir namaz ertesi katlanmış seccade kadar süzgündün
Bir çarşıda arsızlığıyla nam salmış tüccar bir kadın kadar oynak.
Teri birbirine karışmış utangaç iki bedene hayretle bakıp
Tanrıya yazdığın birkaç hikmetli sözle sığındın.
Sevaplar ondan geri komasın diye seni.
Ilık rüzgarlara hüzünlü devrimler yükledin/ birbirini tevil eden yolunmuş saçlara bakarak.
Müteşekkir dudaklara, tohumlar ektin. Allaha hamdetmeden, soldu dilin. Kirler topladın, sloganlar attın meydanlarda/ küstün bütün tablolara.
Mutluluk topladın çatlak topuklardan. Yol yordu ötesi değil bakışlarını. Hep dönmemek üzre gidilen.
Yollar artık hep dönmemeye çıkar/ Aşk diye gidilen uzaklara.
Bunu da bildin/ ölmeden bir karpuz tarlasında/ öpmeden yeşil elleri. Yalnız bunun için müteşekkiriz yalnızlığına.
Yorumlar
Yorum Gönder