Dün çocuk hikâye kitabım bitti.
Ömür ve Kül. Sanırım birkaç aya basılacakmış. Şiirlerimi de bizim Cevher toplamış. Pişmişi pişmemişi hepsini derdest edip bastırmak en iyisi. Duyulur Şeylerin Putları.
Ümit Yaşar Oğuzcan'ın Rübailer'ini okudum gece. Bir çırpıda bitti. Kısaydı da.
Bir çocukluk manzarası gelip duruyor gözümün önüne. Ereğli'deyim, Erdemir'in bilmem hangi bölümünden bulutlara kardeş olan yoğun dumanlara baktığım yokuşun en tepesinde oturuyorum. Hemen her yaz evden kaçıp gittiğim tek sığınağımdı dedemin ve anneannemin yanı. Bahçeden kopardığım hormonsuz eğri büğrü domatesler, ayçekirdekleri, şeftaliler, balkondan koparıp koparıp yediğim ekşi üzümler, erik de var mıydı? Hatırlamıyorum. O yoğun dumana baka baka yerdim hepsini. Hâlâ kaçacak bir yere ihtiyaç duyduğumda oralara bir yerlere gidiyor aklım. Yirmi yedimdeyim ve hâlâ...
Şimdi o bahçenin çoğundan eser yok. Dedem hasta. Yıllar da gelip geçti.
Özgeçmiş bıraktım bir yere. Rıdvan Ağbi'de birkaç yere göndermiş.
Bir işin ucundan tutmanın vakti çoktan geldi de geçiyor.
Düzen şart. Bir ev de.
25.02.2022.
Yorumlar
Yorum Gönder