"Salihlerle beraber olun" ayetini iyi insanlarla beraber olmanın ötesinde bir muhtevaya sahip olarak anlamamın üzerinden hepi topu ne kadar zaman geçti bunu söylemeye lüzum yok. Bence lüzumlu olarak gördüğüm kısmı ve dahi ayetten anladığım ise şu anlamı da içerdiğiyle ilgili. "Yanındayken sulh üzere olduğunuz insanlarla beraber olun." Böyle de anlıyorum bu ayeti, detaylarını vermek gerekirse şöyle de;
"Sizi sizden alıkoymayan, sizi germeyen, söyleyeceğiniz laflarınızı peşin bir hesapçılıkla anlamayan, sözlerinizin ardında ve altında başka bir niyet aramayan, ruhunuzu soğurmayan, mutluluğunuza engel olmayan, her haltı aşmış ve bilge rolleriyle sürekli akıl vermek üzere beklemeyen, dinlemeyi bilen, anlamaya meyilli, hisseden ve sizi dinledikten sonra yükünüzü hafifletme cehdi içinde olan, gamınızı gam sevincinizi sevinç bilen, ahiretiniz için en az sizin kadar titreyen, göz yaşlarınızı emanet bilen, bekârlığınızı bekârlık, gençliğinizi gençlik, yoksulluğunuzu yoksulluk, zorunuzu zor, alimliğinizi alimlik, salihliğinizi salihlik bilen insanlarla beraber olun."
Şeyh Babam'ın yanındayken hemen bütün bunları uhdesinde barındıran birisiyle yan yana olduğum hissiyle dolup taşardım. Zaman zaman bu saydığım unsurlara uymamışlığı da yok değil elbet. Benim Şeyh Babam benden fazla günahkârdı. Ben, o, pürü pâk bir fani olduğu için dizinin dibine oturmadım. Benden daha fazla tevbe etmeye takati olduğu için hep yanınca durmaya ve birlik nefes alıp birlik nefes vermeye gayret ettim.
Max Richter'in "And Some Will Fall" bestesini dinlediğimiz bir sırada ona dönüp,
"and some will fall." dedim kaygıyla.
"Salihler o günler için gerek." dedi.
Yorumlar
Yorum Gönder