V.
Yazarın
hayatının sonuna kadar mücadele etmesi gereken konuların belki de en başta geleni
maddiyattır. Kendisini tefekküre, hissetmeye, insanlara yol gösteren bir akıl
hocası olmaya yönelten sanatçı (yazar) bu başat soruna tarih boyunca çözümler
aramıştır.
Gerek
Doğu’da gerekse Batı’da ortak olan özelliklerden bir tanesi dönemlerinin aydını
olarak kabul edilen sanatçıların iaşelerini temin etmek için daima birilerinin
himayesine ihtiyaç duymalarıdır. Toby Clark, Sanat ve Propaganda Kitle Kültürü
Çağında Politik İmge isimli eserinde dünyanın gidişatını değiştiren en
büyük dönemlerden biri Rönesans’taki bazı sanatçıların durumları hakkında
şunları kaydeder: “Rönesans İtalya’sında bazı sanatçılar kişisel bir üne
ulaşmış olsa da bu sanatçıların en ünlü olanları bile zaman zaman
yeteneklerini, hamilerine hanedan armaları, giysi ve zırh gibi politik
aksesuarlar tasarlamak için kullanmak zorunda kalmışlardır.”[1]
Aynı
durumu Doğu’da yaşayan sanatçılarda da görürüz. Halil İnalcık, Şair ve
Patron Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerinde Sosyolojik Bir İnceleme isimli
eserinde bu konuya ilişkin şu saptamada bulunur: “Matbaanın geniş kitlelere
okuma imkânı verdiği, böylece edebî ve ilmî eserlerin, yazarına geçimi için
yeterince gelir kaynağı sağladığı dönem gelinceye kadar, bilgin ve sanatkâr,
hükümdarın ve seçkin sınıfın desteğine muhtaç idi.”[2]
Sanatçı,
iç dünyasında buhranını çektiği sanatsal üretimini gerçekleştirmek için edinmesi
gereken bir takım araçları, ailesinin geçimini, en azından üretim esnasında aklını
meşgul edecek gündelik işlerden uzak durma zorunluluğu adına bir başkasının
gölgesine sığınmak zorunda kalmıştır.
Şüphesiz
bütün sanatçılar için böyle bir genelleme söz konusu değil. İsmet Özel
otobiyografik eseri Waldo Sen Neden Burada Değilsin’de şair olmasıyla
maddiyat arasındaki ilişkiye de değinerek şunları söyler:
“Ben
kendi şairliğime pek şairane olmayan bir açıklama getirebiliyorum: Şairliğim
bir maliyet meselesidir.
Yetişme
yıllarımda kendi önümde açılan yolun bir sanat alanından geçtiğini sezmiştim.
Ama hangi sanat alanı ? Müzik ve resim yüksek maliyetlerle çalışan alanlardı.
Bu yüksek maliyetler sadece parayla ölçülebilen cinsten sayılmaz. Asıl
belirleyici o olmakla birlikte, bana çok yüksek gelen maliyet, bu alanlarda
kendi yolumu bulmak için çok erken yaşlarda binlerine, kimilerine «eyvallah»
etme mecburiyetiydi. Edebiyat alanı benim yetiştiğim yıllarda nisbi bir
bağımsızlığa imkân veren nitelikteydi. Yani bir insan olarak varlığını tebarüz
ettirebilmek için kimse kişiliğinden taviz vermek zorunda kalmadığı gibi
edebiyat alanında hesaba katılabilir bir seviye gösteren her çalışma kendini
gösterebiliyordu. Bugün yirmibeş yıl öncesinin şartlarının bulunduğu
söylenemez, ama yirmibeş yıl önce de bugünkü gibi edebiyat alanının en düşük
maliyetlerle çalışan bölümü şiirdi.”[3]
Özel’in
kendi ruhunda sezdiği sanatçı kimliğini yansıtmak için kimseye ‘Eyvallah’ etmemesi,
birilerinin gölgesi altına sığınmadan duygularını ifade etmesi için şairliği
seçtiğini söylemesi, bütün sanatçıların bir hâmîye ihtiyaç duymadıklarının
güzel bir örneğidir. Duygularını ifade etmek zorunda olan sanatçının bu açmazı
öyle görünüyor ki tarih boyunca olmuş ve bundan sonra da olacaktır.
Sanatçı…
içi göğe yükselmeye namzetken, dıştan maddi külçelerle ayakları toprağa bağlı his
kahramanı.
[1] Toby Clark, Sanat ve
Propaganda Kitle Kültür Çağında Politik İmge, çev. Esin Hoşsucu, Ayrıntı
Yayınları, 3. bs., İstanbul 2017, s. 15.
[2] Halil İnalcık, Şair ve Patron
Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerinde Sosyolojik Bir İnceleme, Doğu Batı
Yayınları, 9. bs., Ankara 2019, s. 7.
[3] İsmet Özel, Waldo Sen Neden
Burada Değilsin, Şule Yayınları, İstanbul 1995, s. 20-21.
Yorumlar
Yorum Gönder