musa da öyle yapardı.
kızdım mı bir insana ben, şakası yok.
içimde konuşan buzağıyı öttürürüm diye bir kaygım yok.
altına remz olan soylu avurtların kollarına astıkları yarınlarla
gözlerimin arasında bir bağ yok.
musa da öyle yapardı.
ben de öyle yapalım di.
sesini kes, yüzünü ez, rüzgâr es.
lafı dilinde dondurma da anlat.
kıvırmadan alnını, sürtmeden boynunu söyle.
kesecek misin sen bu?
musa da öyle yapardı.
ben bir sokak tartısına çıkınca
elimin tersiyle attığım bozukluklara bakan adamın yüzünü aklıma getirmez
önüne boca ederdim bütün birikimimi
kirliydi ellerim, bir fiskeyle yere düşürürüm garipceyizi diye
melekler şahit olsun dinime imanıma düşünmedim.
ben elimi cebime sokunca kirlenirdi ellerim
simsiyah du.
musa da öyle yapardı.
ben tumturaklı cümleler kurardım insanların hüznüne dair
okyanuslar aşsın da kavuşsun diye iki sevdalı yürek
elimdeki hüznü aralarına serper bir takım dualar eder
bazı hergelelerin artığı izmaritleri küllenmesin aşkları diye
avuçlarımda biriktirir tam ortadan ikiye bölerdim bütün küllükleri.
musa da öyle yapardı.
ben ne öğrendimse bir bileni daha önce vardı.
aklıma hep aynı lafları gebe bırakan fikirler dolardı.
ben sev dedimdiyse diye musa bunların yok muydu da ak?
kalbinde insana yer kalmamış birini
hangi fetihlerde dört nala koşturabilir bir at?
musa da öyle yapardı.
ben tam yirmi yıl çölde gezdirdim
kalbimin en sürgün yerini.
kalbime bir kavganın en beklenmedik yerinde bir sevda dolardı.
musa da dı.
ben de.
bu yüzden di
yorum ya bazen
söylenilen her
şey
ek.
Yorumlar
Yorum Gönder