İlk düşüşün değil bu Mansûr.
Kalbinin ilk kez un ufak edilişi değil.
Canının bilmem kaçıncı yanışı, gözünün bilmem kaçıncı akışı değil.
İnsan acısından küçük. İnsan, çığlığından kısık, insan gözyaşından susuz, insan gülüşünden mutsuz...
ve insan Mansûr, buldum dediği her şeyi kaybetmekle meşhur.
Umduklarına nail olamamakla. Bildiklerinden emin olamamakla, bütününe kapıldığı şeylere yarım olamamakla, bir şarkıya söz olamamakla, bir nefese hava olamamakla, bir ruha beden olamamakla meşhur.
Kayıp gezginlerin uğrak şehri olmakla meşhur insan.
Çoğu zaman kendini yitirdiği çöllere kum olamamakla.
İnsan bir olamamaklar türküsü.
Kapanmayan yaralar ansiklopedisi.
Onarılmayan bozuklar destesi.
Karaya yas tutmaktan denize yelken açamayanların toplamı.
Düne ağlamaktan bugüne gülemeyen, kuşların gagasına sakladığı yarınlar kadar korkak.
Kalmanın sancısındansa, gitmenin şifasına kapılan, arafta bir hüzünlenip bir neşelenen hasta.
Çünkü Mansûr, insan dediğin, bütün köşeleri tutulmuş bir dünyada arada kalmaktan başka gidecek yeri olmayan, zaman sarkacının kendisine gelince çalması hasretiyle gözü açık gidecek olan bekleme anıtı.
Yapışmayan kırıklar numunesi...
Titrek bir ses tut kendine Mansûr!
Gevezelikten belli ki tükenmektesin.
Bulduğun bütün huzurlara şükretmenin bir yolunu bul!
Attığın bütün adımların ayaklarınla barışık olup olmadığına biraz olsun kulak ver.
"Yol bitti diye niye bitsin yolculuk?"
Bu soruya da bir cevap.
Yorumlar
Yorum Gönder