*Bir sağ kulak çınlaması. Şu sıralar çokça oluyor.
*Hep aynı insanlar. Hep aynı midemi bulandıran küçük dertleri.
*Anlaşılmadan ölürüm diye bir korkum yok. Hem niye anlasın insanlar birbirlerini?
*Adını anmaya değmez bir yazar, büyük teklifler adı altında üç şey sıralıyor. Sonuncusu merhametli olmak... Öğütlediği şey bu! Sanki o ana kadar kimse kimseye bu tavsiyede bulunmamış da beypaşam söylediği için bir anda herkes merhametin asil ve cömert fedaileri olacakmış gibi...
*Bir gün kimsenin yan bakışına maruz kalmadan, senden hiç beklemezdim zılgıtlarını yemekten korkmadan Hakan Günday romanlarındaki karakterler gibi küfretmek istiyorum. Evet tam olarak istediğimden emin olduğum şeylerden biri budur.
*Bir şezlongun sırtımı sızlattığı ve benim üstünde sızmak zorunda kaldığım gün, tattığım o duygu her ne idiyse hayat boyu bırakmadı yakamı. Sırtım hep sızlıyor.
*Süslü laflar yazıp insanları oyalamak, duygularıyla oynamak kolay. Ne edebiyat ne de sanat bu. Düpedüz dolandırıcılık.
*Samsun diye bir şehir. Arkadaş kimliğinde birkaç tanış. Bozuk paralarımın şıkırdadığı bir kitap poşeti. Bir şişe su. Ne Üsküp Yahya Kemal'in çocukluğundaki Üsküp'tür bugün. Ne de ben dünkü benim.
*Necip Fazıl'ın Sabır Taşı diye bir piyesi vardı. Nihayetinde genç kızın uğradığı iftiralara taş dayanamaz ve çatlardı. Taş bile çatlamasın diye kendimi un ufak ediyorum.
*Kaldığım yerin tavanında bir parça pislik var. Sanırım vakti zamanında bir sinek ölmüş.
*İnsan doğru zamanda doğru yerde doğru insanlarla değilse bütün kabiliyetleriyle beraber ziyan olmaya mahkum.
Yorumlar
Yorum Gönder