Tükeniyorum Mansûr. Tükeniyorsun...
İçinde İNSANa umuda dair kalan son harcırah, azlığının sesini duyuruyor sana. İNSAN her şeyden önce İNSANa inanmalıydı. Gel gör ki öyle olmadı. Son inanç kırıntılarını kaybolmamak için döktüğün yolda heba ettin. Az buçuk azığından da oldun, inancından da... Sana muştulu kelimeler taşısın isterdim kuru, çatlak ellerim. Yarını öven, düne söven, sözlüğün en orta yerinde fakat kimsenin görmediği sözcükleri ulaştırsaydı dudaklarım çok isterdim. Gel gör ki öyle olmadı...
Bir yazar İNSANa inandıkça var. Yazdıkları büsbütün İNSAN. İnsana musahhar kılınmış tek erdem alçaklık olmamalıydı. Yazıp sildiklerim, yapıp ettiklerim helâk olmamalıydı. Gel gör ki öyle olmadı...
Bir metin her şeyden önce anlamak için var. İki İNSANın arasında köprü olmak, iki İNSANı yanyana getirmek, iki İNSANı aynı kelimelerde, hislerde buluşturmak için...
Metin ol! diyoruz birine yüzüne alabildiğine çarpan bir acıya azıcık merhem olsun diye. Metin ol! sağlam dur, devrilme, yıkılma, düşme... Güvenerek okuduğumuz bütün bilgilerimizi dayandırdığımız şeye de metin diyoruz. İNSAN bugün metinde yazanların sağlamlığına güvenmiyor, metin olamıyoruz Mansûr. Kırılganlığımız hep buradan geliyor. Metinde gördüğümüz şey, metin olmamız için dünyanın bunca hengâmesi arasında yavaş yavaş anlamını yitiriyor. Biliyorum Mansûr en çok eskisi kadar inanmak isterdin.
Gel gör ki öyle olmadı...
Yorumlar
Yorum Gönder