Şeyh Babam, şimdi burada beni bu yazıyı yazarken görse, bırak bu işleri bir kenara da "Yüzünü Allah'a dön!" diye ikaz etmeden duramazdı. Ben de ona bir şey diyemez, mahcup bir yüz ifadesiyle boynumu büker, bütün harfleri tek tek siler, yutkunur, içerler, bir süre sonra unuturdum giderdi. Eh bu yazı okunuyor olduğuna göre durum vaziyet gösteriyor ki işler bahsettiğim veçhesiyle yürümedi de ortaya üç beş eğri büğrü cümle, kaos içmiş bir akıl, konacak bir kulak bulamamış cümleler, şaşıp baktıracak gözlere denk gelememenin kahrıyla, kan pompalamaktan arada da üç beş sıkışıp kendisini hatırlatmaktan imtina etmeyen bir kalple buradayım.
Tam karşımda harabe, kendisini yıkacak merhametli bir kepçe hasretiyle yanıp tutuşan bozuk yumurta sarısı kıvamında bir bina var ve ben içimdeki bütün isyan yüklü vagonları boşaltacak bir liman şehri olarak cümlelerin şefkatine, Allah'ın merhametine sığınıyor o vakıt da (bir Kıbrıs Türkü olsaydım o vakitte demez de galiba 'o vakıt da' derdim. O vakıt da, ne kadar keyifli geliyor böyle söyleyince) biraz rahatlıyor muyum? İtminan zor iş. Kula düşen sabırdır. Yani ayak diretmek.
İmamın namaz kıldırdığı mahale mihrap deniyor. Harp yeri. Ben kıldığım namazlarda yalnız namaz öncesi ve sonrası işlerimin cidaliyle meşgulüm. Bir ben miyim avel avel gezinip de telaşla kıldığım namazdan tat almak lütfuna erişemeyen? Bir ben miyim? bilmem de iş oldur ki sûfiler bütün yapıp ettiklerini "BİR NAMAZI KILABİLMEK" için yapıp etmektelermiş.
İktisatta temel strüktürün ana umdesi bence; "Gelir artmıyorsa gideri kısacaksın." cümlesine sığdırdığım mânadan müteşekkil benimsenmesi kendime fıkhımca farz-ı ayn olan bir anlayışı geliştireli işsizlik sürem+kitaplarımın yüz elli iki yüz kadarını satmam+doktora tezimi yazarken adını sanını ilk kez duyduğum hırtoların zihnime yükledikleri anlamsız bir yığın kuramı da dahil edecek olursam öncesi ve dahi sonrasıyla yaklaşık iki buçuk seneme tekabül etmektedir ki Şeyh Babam bu cümleyi ağzımdan duyacak olsa; "Allah'ı ki anmadın iş bu birikim yalnız birikintidir." diye bir cümle savuramazdı beni üzmemek adına da ben onun istihza dolu hafif gülümsemesinden anlamam gereken yedi yüz elli beş (rakamlar değişebilir) cilt ansiklopedinin ihtiva ettiği anlam kalıplarını aldım kabul ettim usulüyle içime sindirme gayretiyle bir ömür tükettiğim soluğumdan çıkan kilolarıma eklerdim. (Evet insan kilolarının büyük bir bölümünü soluk alıp vermeyle atar.)
Yorumlar
Yorum Gönder