Eğer mümkün olsaydı da kimseyi kaybetmediğim günlere yeniden dönebilseydim, içimde bugün beni yutkundurmayan bütün keşkelerimi karşımdaki insanın ne düşündüğünü hiç ama hiç umursamaksızın bihakkın yerine getirmekten ictinab etmezdim. Biriktirdiğim bütün sarılmalarımı tek seferde boca ederdim de belki bütün kaburgalarını kırardım. Olsun.
İnsan, kaybettiklerinin yerine kimi ikame etmeye çalışırsa çalışsın olmadığının farkındadır. Bir şeyler yerli yerinde değildir işte. Bu kişi o kişi değildir. Duymak istediği cümleleri işitmek istediği ses bu değildir. Güldüğü şakalar ona değil buna aittir ve bu daha çok can yakar. Ben Şeyh Babam'ı kaybedince, en çok beraber attığımız kahkahalara ağladım. İnsan, bir insanla aynı şeye gülebiliyorsa şâyet, artık ölümün vakti gelmiştir. Çünkü bütün olup bitenlerin bizi delirtmiyor oluşuna dair takındığımız ciddiyet rolü yerini şen kahkahalara bıraktığı an hepimizin yüzündeki maskeler düşer ve sahici bir biz olmanın mümkün olduğu yerde buluşuruz.
Ne Godot'yu beklemesi Beckett! Oyalanıyoruz işte.
Yorumlar
Yorum Gönder