Tutunacak bir dal bulabilseydim eğer ya da geçtim dalını herhangi bir tutam ota tesadüf edebilseydim nefretle içlerinde bulunduğum bu kadar insana yüz çevirmem o kadar kolay olurdu ki.
Sanki ben tekkede kimin ne haltlar çevirdiğini müritlik dönemimde hiç görmemiş, duymamış ve bilmemişim gibi postnişine oturunca karşıma geçip intisap etmeye kalktılar. Ne mi yaptım Ümmühan?
Ruhuma periler bir damla kekik özü suyu damlattılar. Kazanlarda buram buram iksirler kaynadı. Cinler âleminin padişahı devleri cüce cüceleri dev yapacak bir formülle karşıma çıkageldi de dilediğimce hareket edebileceğime yönelik şeytan fısıltılarını içirdi kulağıma. Cübbelerinin kenarını kesip, brokoli çorbası döküp elime bir iğne bir mor iplik alıp diktim.
Birinci ilahları her zaman paraydı. Allah ikinci sıradaydı ilahlık sıralamasında ben bunu her hâllerinde iliklerine kadar sezerek yanıma geldiklerinde kovmadım ama hoş geldiniz de demedim.
Kötüye giden her günümü diğer günüm hasetliyordu da daha kötü olması için elinden geleni ardına koymamaya azm u cehd ediyordu. Bu yüzden bakmam gerekenin takvim olmadığını içim olduğunu idrak ettim. Mesela ben o kadar büyümedim ki hâlâ yirmi yaşında birisini görecek olsam ağabey diye hitap etmeden konuşamam çünkü ben on beşimde girdiğim bu dünyanın hiç büyümeyen küçük çocuğu olarak kaldım. Hakikatin değil künhüne vâkıf olmak zerre-i miskâlini elde edebileceğim ha bu güvenmediğim İslamcılardan gayrı ıtırını üstüme hafifçe değdirebileceğim kadar bile başka bir grupta elde etme imkânı bulabilsem saniyelerin bile kıskanacağı bir vakit dilimiyle yanlarında alırdım soluğu. Ne develeri gütmeye niyetim var ne bu diyardan gitmeye mecalim. Bu yüzden kalakaldım yarı nefes alıp verebildiğim insanların arasında.
Şimdi diyeceksin ki kızacak aslında kendinden başka kimse yokmuş hayatında. Doğru söyleyeceksin Ümmüş. Adın böyle ne kadar komik oldu be! (Ümmüş.)
Bir gün odama küçük bir kardan adam heykeli yaparak geldin de elime tutuşturur tutuşturmaz yanımdaki kaynar suyla hemen erittim hatırlar mısın? Sen de bana dönüp bezgin bir merhametle;
"Biraz olsun güzele yer ver kalbinde."
diye sitemde bulunmuştun. O zaman sustuğum ve şimdi ancak söylemeye cesaret edebileceğim bir cümle hücum etmişti dilime:
"Biraz olsun kalbim olsaydı belki güzele verecek bir yer de bulabilirim."
Yapılan bütün kardan adamlar bir çırpıda erisin, gidilen bütün yollar patikaya dönüşsün, yeni boyanan bütün duvarlar yıkılsın, basılan bütün kitaplar yakılsın... içimde biriktirdiğim bunca küslükle barışacak hemen hiçbir şeyim yok artık. Şimdi sakın saf salak psikolog akıllarıyla aman canım geçmişe bu kadar da takılıp kalınmamalı, insan geleceğini şekillendirmek için gayret etmeli, depresyondaydın ve yardım alman lazımdı gibi saçma sapan düşüncelere kapılma. Oku geç. Ölü bir şeyhin depresyon günlükleri diye kitaplaştırıp sağa sola dağıtarak ardımdan üç beş yayınevine bir şeyler yaz, paranı al yoluna devam et.
Yorumlar
Yorum Gönder