Herkesin gözünü diktiği yere sırt çevirmene şükredilecek bir tavır olarak baktığında, eline tutuşturulan sahteliklerin asıl nimetlerin yerine konulmuş yalancı gramofonlar olduğunu göreceksin. Bir şarkının gidişatına asla müdahale edemeyen gramofonlar. Oysa sırtın hep başka şarkıları söyler. İhaneti, küslüğü, gitmeyi, reddetmeyi konu edinen şarkılardır bunlar.
Bir şeylere sırt dönmek her zaman soylu bir erdemi barındırır içinde. Oysa yüzünü dönmek, gelip kucağına konacak bir yığın günlere gebedir. Belki sırf bu sebeple başı dertte olanlar yarının bilinmezliğine yüzlerini çevirmek yerine geçmişe gitmek için bir yığın anıyı biriktirir zihninde ve gerisingeri döner. Yarına sırt çevirir.
Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Anıların bir nimet olduğunu. Karşılaştığımız bütün külfetlere karşılık içine girip sığındığımız bir çeşit muska olduğuna inanıyorum; anıların. Eskilerden bahis açan herkesin, bugünle ne yaparsa yapsın temas etme gücü bulamadığına, yarından konuşmanın budalalık, geçmişten konuşmanın acizlik olduğuna inanıyorum. Peki ya (şu) an nereye düşer diye olur a sorarsa biri verecek cevabımı cebimde saklıyorum. Ben ana değil anılara inanıyorum. Evet bir acizlik olduğunu bile bile. Yaşlılar için acuze de denir. Anına takat yetiremeyecek kadar zayıf düşmüş kimselerdir onlar. Bu sebeple anlatacak yarınları yoktur. Yalnız geçmişten dem vururlar. Kudretli oldukları zamanlardan...
19.04.2021.

Yorumlar
Yorum Gönder