Son günlerde tamamen bitiğim. G. Orwell'ın, 1984'üne başladım. Fazla mı geç kaldım okumak için? Sanmam, yaşadıklarımızı sadece satırlardan okuduğum hatırlama temrinleri gibi geliyor bana. Dünya hep aynı dünya.
Semih Kaplanoğlu'nun, Yusuf Üçlemesi bitti bu sabah. Yumurta oyuncularıyla daha bir cana yakın gelse de, kurgu itibariyle Süt daha zekiceydi. Sembolleri üstüne okuduğum birkaç yorum bile yeterince doyurdu gözümü.
Tez için okumalarım sürüyor. Bir süre sonra birbirinin aynı binlerce cümle okuduğum hissi... Beyitleri alıp, kendi çalıştığı konunun üstüne yamıyor birçoğu. Bu dizeler kapitalizme dair büyük bir eleştiridir diyor söz gelimi. Ne şairin, ne şiirin bundan haberi bile yok. Akademisyenlik; yazar burada bunu diyor\demeli\dedi\demiştir. Fazlası değil. En azından sosyal bilimlerde böyle.
İşsizlik, bedenime dişleriyle olanca gücüyle bitişmiş bir yılan dişi.
Geçenlerde liseden arkadaşlarla buluştuk. Konuşulanların çoğunu anlamadım. Sınıftaki isimlerden bahsedildi. Hep aynı şey oluyor, hatırlamadıklarım o kadar fazla ki.
İngilizce sınavı fena geçmedi. Eh iki buçuk yıla mâl oldu sanırım. Olmaya da devam ediyor, çalışmayı bırakmadım.
Tarkovski'ye dair bir şeyler izledim. Sinema dehası. Dehaların kardeş olduklarını biliyorum. Aynı dilde konuşup, aynı ülkede yaşamalarına dahası aynı zaman diliminde yaşamalarına bile gerek yok. Aristo'yla İbni Rüşd'ün kardeş olduklarına kim itiraz edebilir ki?
3.04.2021
Yorumlar
Yorum Gönder