Dedem Korkut söylemiş:
Allah Allah demeyince işler düzelmez, kâdir Tanrı vermeyince er zenginleşmez. Ezelden yazılmasa kul başına kaza gelmez, ecel vakti ermeyince kimse ölmez...
Kara eşek başına gem vursan katır olmaz, hizmetçiye elbise giydirsen hanım olmaz...
Eski pamuk bez olmaz,eski düşman dost olmaz...
Torun Korkut bir daha söylemiş:
Dedemin sözleriyle başladım yazıya, bereket olsun...
Bereket, sayısı olmayan çokluktur.
Mustafa Kutlu'nun beni en derinden etkileyen eseri Ya Tahammül Ya Sefer kitabıdır.
Kendimi en çok o hikâyede hissediyorum bu yazıyı yazarken.
Oysa ne güzeldi; önce refîk sonra tarîk diyerek nefes alıp vermelerimiz.
Ne iktisattan, ne jeolojiden, ne ihracât ne de ithalâttan anlıyorduk.
Kumaş mendile nedendir bilinmez büyük bir önem verenimiz...
Kasiyer kızdan para üstünü alırken yere bırakmasını rica edenimiz...
Cebindeki bütün parayı gelecekte ümmeti kurtarmak adına kitâba yatırıp, gelecek ayı zor getirenlerimiz vardı.
Ne petrol rezervlerinin öneminin farkındaydık, ne doğalgaz hatlarının hangi ülkelerden geçtiğini biliyorduk ne de Bosna'da katledilen müslümanların toplu mezarlarını mavi kelebeklerin bulduğundan haberimiz vardı.
Pazartesi ve perşembeleri Efendimiz'den bize yadigâr kabul ediyor, haftanın bu iki günü akşam ezanlarına daha bir kulak kabartıyorduk...
Haftada yalnızca bir gün rahlesine diz çöktüğümüz veli zâtın sohbeti öbür haftaya kadar ayık tutuyordu beş duyu organımızı...
Bir kişinin bile müslümanlara olan ön yargısını yıkmak için kan çanağı gözlerle uyanıyorduk ertesi sabaha, sesimiz kısılana kadar anlatıyorduk.
Öyle ya ne menfaatçilikten anlıyorduk, ne siyasi işlerle ilgilenen büyüklerimiz,yanımızda demir ticaretini yalnızca kendi partisinden olanlarla yapacağını anlatıyorlardı içi bilmem ne kürkünden paltolarının içerisine sakladıkları göğüslerini gere gere...
Biz namazlardan sonra dua ediyorduk.
Gündelik konuşmalarımız Suriye, Filistin, Irak,Doğu Türkistan başta olmak üzere ümmet coğrafyasındaki müminlere el uzatmak üzerineydi.
Bu ülkelerden birine dair bir haber düştüyse ekranlara,telefonlarımıza ertesi sabah hiçbir şey olmamış gibi davrananlarımıza sert çıkıyorduk. Gönül kırıyorduk.
Kâbe'yi yıkmaktan daha büyük günaha giriyorduk...
Vay ola birinin yüzünde gülücük görsek, ok saplanıyordu kalbimize, nasıl diyorduk nasıl o da bizim gibi hissetmez ?
Maç seyredenlere galiz küfürler etmesek de basıyorduk kalayı.
Küfrün, kâfir kelimesiyle aynı kökten olduğunu biliyorduk.
Günahtı.
Torun Korkut yine söylemiş görelim hanım ne söylemiş:
...
Hanım Hey!
Yorumlar
Yorum Gönder