Meşşaîleri kıskandıracak cinsten yürümelerimin birinde aklıma takılan bazı soruların cevabını aramaya yönelik şeytanın küçük iğvalarını dışta bırakarak kendi kendime terennüm ettiğim lakırdıların bir gaz sancısı kadar beni rahatsız ettiğinin itirafını gidip bir dostuma dökecek kadar kendimi güven içinde hissetseydim eğer, buraya kendimce bulduğum bazı hakikatleri serdetmekten imtina etmezdim. Nursel'le evliliğimizin ikinci yılında galiba o zaman ben yirmi üç o yirmi bir yaşındaydı. Elimi tuttu: "İnsan." dedi. Ben onun elini tutmadım. Bütün evlilik hayatımız boyunca onun bana sevgi dolu cümlelerinden tek bir tanesine bile cevap vermedim, onunla aynı yatakta yatmadım, Allah şahit elimi eline değdirmedim. Düğün günü herkesin alkış seslerinin arasında yüzündeki tülü kaldırdığımda seküler kesimin tüysüz tırnaksız adam yerine koymadığım şımarık kız ve erkek grubu bizimki kızı dudağından öpecek mi öpmeyecek mi derdindeyken, biraz gün görmüş gelenekselci arkadaşlar alnından öpüp...