Derme çatma bir ev yap diyorsun şimdi Nuh. Nefesim alnımda bir damar olup fikrediyor. Kapısız evler yapıyorum kalmaya. Gören duyan arsız bir ev sahibiyim sanıyor. Kırık dökük nakışlardan ör çatısını diyorsun şimdi Nuh. Oysa yazdığım hiçbir şiir okunmuyor. Geçen bir trenin camından yansıdığım kadarım. Gözlerim bir bilekte saat kadar iz bırakmıyor. Hayır sana haşa nasıl yalancı derim Nuh? Baksana bir deniz saçlarımdan damlıyor. Yalnız duramam bu evde, camları, nasıl desem, bana bir ters bakıyor. Bunun seninle bir ilgisi yok Nuh. İnsan en zor kendi yüreğine konuyor. Biz konanlar konamayanlara bir küfr gibi söyleyince aynı kökten gelen iki kelimeden biri yörük oluyor. Bu evden çıkınca Nuh, beni belki al kuşlar serper göğe, insan bir gagalık yerde olsa huzur istiyor. Beni belki Nuh sen, beni Allah, beni gök, beni yer Nuh, beni saatin geç vakti anlar. Bak Nuh! uyku bir iyi geceler öpücü-- gözlerime ğü. şanslı bir evlilik yapmamış bütün iki yüzlü tanıdıklarımın (l)imanı. annem tekstil işçisi ...