Tanrım, tanrım beni neden terk ettin? Sırtında daima varlığını hissettiğin bir el. Yürürken arkana bakmana gerek bırakmayan bir güven hissi. Hissetmekte öylesine dirayetlisin ki içinde en ufak bir tereddüt dahi yok, o elin üzerinde olduğuna dair. Ve fakat, her yüzükoyun yere düştüğünde, seni esvabının ardından tutup yeniden ayağa kaldıran o elin, sırtüstü yere düştüğünde, senden himayesini, merhametini, yardımını çektiğini görmen, hayat boyu seni yalnız bu yıkar. Ötesi yalnız birkaç sarsıntı. Birkaç hayal kırıklığı... Farkındasın. Ya sen o eli çekmesini istedin, ya O senden elini çekti. Üçüncü bir şık mümkün mü? Kendini hayatının hiçbir evresinde bu kadar sahipsiz hissetmedin. Bu kadar terk edilmiş, bu kadar bir başına bırakılmış hissetmedin. Bunu en iyi sen biliyorsun. İyi ama ne oldu? Nasıl oldu da o el çekildi üzerinden. Başkasının başını okşayan, sırtını sıvazlayan o el, senden neden vazgeçti? Tanrım, bir insan kadar yalnızım bu dünyada. Bir kum tanesi kadar savunmasız. Savruldu...