Ders 2 Gördüğüm en eski ayakkabılar onundu. Tek tek aşındırdı bütün yolları. Nasıl vakur yürünür haklı bir yenilgiye ondan öğrendim. Konuşmaya gittiği her kim olursa olsun, ayakları bir kez olsun sürçmedi. Gölgesi bir kez olsun düşmedi yere, ne ben ne bir başkası o yürürken yetişemezdik ardından. O yürürken ardınca sallanırdı gözlerim, yine de dönüşünden başka hiçbir yürüyüşünü göremedim. O dönünceye kadar merakla beklerdim. Son dönüşünde elinde bir balta, küçük demir çubuklar, ince uzun odunlar yanımda birden belirdi. Baktım. Baktı. Gemi dedi. Anladım. Gitti. Anladım göğün içli içli ağlayacağını, anladım pencerelerin kapanacağını, anladım avucumda biriktirdiğim suyun artık ele avuca sığmayacağını, artık bir su birikintisinde kendimi seyredemeyeceğimi anladım. Yine de gittim ardından. En kurak yeri seçti gemiyi yapmak için. En olmaz parçaları getirdi bir araya, ayaklarıyla onulmaz yaralarına rağmen sıkı sıkı bastı toprağa, gelip geçenlere hiç kulak asmadı. Dediklerini biraz olsun düşün...